İçeriğe geç

Törenin eş anlamlısı merasim mi ?

Törenin Eş Anlamlısı Merasim Mi? Hayatın Ritüelleri Arasındaki O İnce Çizgi

İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, sabahları kahvemi içmeden insan gibi uyanamayan, akşamları ise “bugün ne yapsam da eğlenceli olsam” diye düşünerek uykuya dalan bir adamım. Evet, doğru tahmin ettiniz, bu yazıyı yazarken de içten içe “Bunu acaba komik bulur musun?” diye kendimi sorguluyorum. Ancak, bugün size anlatmak istediğim çok önemli bir konu var. O kadar önemli ki, törenin eş anlamlısı merasim mi sorusunu sormadan geçmek mümkün değil! Hadi, arkanıza yaslanın, biraz gülümseyin ve benle birlikte bu “ritüel” yolculuğuna çıkın.

Tören ve Merasim Arasındaki İnce Çizgi

Her şey aslında bir kelime oyunuyla başladı. Bir arkadaşım, “Törenin eş anlamlısı merasim mi?” diye sormuştu. İlk başta, “Yok ya, o kadar da değildir!” dedim. Ancak sonra düşündüm, evet, belki de gerçekten de birbirlerine yakın şeylerdir. “Eş anlamlı” demek belki de biraz fazla iddialı olabilir ama yakın anlamlı oldukları kesin.

Şimdi, bir törenin veya merasimin tam olarak ne olduğunu anlamadan, bu iki kelimenin arasındaki farkı konuşmak biraz absürt olabilir. Çünkü tören, genelde büyük, resmi şeylerle ilişkilendirilir: Düğünler, ödül törenleri, birine madalya verme anları. Kısacası, bir şeyler ciddidir, etrafta pırıl pırıl elbiseler, herkesin kollarını tutup “aaayyy peki şimdi ne oluyor” dedikleri o anlar vardır ya, işte onlar tören.

Ama merasim… Merasimde de bir şeyler ciddi ama daha çok geçmişten gelen bir ağırlık vardır, mesela dini bir şeyler olabilir, belki de bazı eski köy geleneklerinin hala hayatta olduğu, halayların çekildiği, bir çocuğun sünnetinin yapıldığı anlar… Yani, aynı şeyi yapıyoruz ama birinde “sağlam” bir atmosfer var, diğerinde ise “hadi gel bu işi halledelim” tadında bir şeyler dönüyor. Hatta bazen merasim o kadar eski olur ki, dilinden anlamadığın bir dua, bir şarkı, bir ritüel girer işin içine ve sen “Ne oluyor lan?” diye bakarsın. Neyse, şimdi işin özüne dönelim: Törenin eş anlamlısı merasim mi? Bunu çözmemiz lazım.

“Merasim”i Kendi Kendine Anlamaya Çalışan Bir Genç

Bir düşünün, İzmir sokaklarında sabahları yürürken, dönerin kokusu burnunuza gelir ve birden insanın içinden bir ritüel geçer: “Bugün ne yapsam, ya bir yere gitsem, ya da evde kalıp kitap okusan?” Bu kafada biri, tören ve merasim arasındaki farkı kafasında çözmeye çalışıyordur.

Yani, düşündüm de, “tören” mesela, en çok ciddiyetle ilgilidir, ama merasim? Merasim dediğimizde kafamızda hemen bir dini bayram, bir şenlik, bir tür kucaklaşma sahnesi canlanmaz mı? O yüzden bu iki kelime, aslında biraz birbirine yakın ama bir o kadar da uzak. Sadece izledikleri sahne birbirinden farklı.

Bir arkadaşım var mesela, sürekli her şeyin merasim olduğunu düşünüyor. Bir gün, akşam çayı içerken bana şöyle dedi:

Arkadaşım: “Abi, her şey bir merasim gibi değil mi ya? İkimizin de sabahları uyandığında yaptıklarımız, işte o yürüyüşler, kahveler falan, bunlar hep birer merasim.”

Ben: “Bence çok dramatize ediyorsun ama… Düşünsene, merasimde ne olur? Çay koyarsan, tüm köy izler seni. Sonra hep birlikte çayı içeriz. İşin içinde biraz tören de var, fark etmedin mi?”

Arkadaşım: “Bence ikisi de birleşik bir şey. Yani, bütün günlük aktivitelerimiz aslında birer tören değil mi? Her adımımızda bir şeyin anlamı var, bunu fark etmiyoruz.”

Ben: “Bu cümleyi büyük ihtimalle bir filme yerleştireceklerdir ama tamam, kabul ettim. Ama biz de tören gibiyiz.”

Evet, sabahları aynı şekilde uyanıyor olmamız bile aslında bir “ritüel”, bir “tören”. Şimdi, düşünün, her gün aynı şeyleri yapmak zorunda kalmasaydık, merasimler de zaten anlamını yitirirdi, değil mi?

Herkesin Kendi Töreni

Bazen gün içinde küçük ritüeller yapmayı unutuyoruz. Kahve içmenin, telefonunu açıp sosyal medyada gezmenin, hatta sadece o güzel İzmir havasını içine çekmenin birer tören olduğunu unuturuz. Merasim dediğimiz şey aslında işte budur: Yaşamın içinde sık sık karşılaştığımız, anlamını bir şekilde kaybetmiş ama hala yapmaya devam ettiğimiz bir çeşit tören.

Bir gün, mesela otobüste biri sinirlenip “Neredesiniz be!” diye bağırsa, o anı düşünün. O kişi o kadar ciddi ki, aslında bir “merasim” yapıyor. O yüzden, “tören ve merasim” hakkında bu kadar ciddi düşünmemin nedeni, hayatın içindeki tüm bu basit, sıradan şeylerin aslında bir anlam taşıması.

Sonuçta…

İzmir sokaklarında yürürken, arkadaşlarımla kahvaltıya çıkarken ya da basit bir akşam yemeği yerken, her an bir törenin veya merasimin parçasıyız. Öyle ki, birinin “Haydi bakalım, çayı içtik, şimdi merasime geçelim” demesi bile bana bir tören havası veriyor. Bunu düşünmek bile eğlenceli değil mi?

Törenin eş anlamlısı merasim mi? Bence ikisi de aslında kendi içinde eşsiz, kendine has bir anlam taşır. Ne kadar benzer olsalar da, merasimde genellikle bir ritüel, bir geleneğin izleri vardır, oysa tören daha çok ödüllerin, kutlamaların ve ciddiyetin etrafında döner. Ancak, sonuçta her ikisi de bir biçimde “özel”dir. Bu yüzden tören ve merasim arasında bir fark olsa da, onları hayatta biraz daha az ciddiye alıp sadece “törenin” tadını çıkarmaya çalışmak, belki de hayatı daha eğlenceli yapar.

Bir kahve içerken, bir dostla şakalaşırken veya birisine iyi dileklerde bulunurken, hayatın içindeki bu ritüelleri fark etmemiz gerek. Belki de asıl “tören” budur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet güncel giriş adresivdcasino güncel girişbetexper giriş