Yeşil Kubbenin Altında
Puc olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Yeşil kubbeyi kim yaptı” konusunda sizin yanınızdayız.
Sabahın Sessizliği
Sabahın ilk ışıkları Kayseri sokaklarını yavaş yavaş aydınlatırken, ben hâlâ uyanamamıştım. Penceremin önünde duran eski defterime göz gezdirirken, içimde bir sıkışmışlık hissettim. Bugün farklı bir gün olmalıydı. Çünkü uzun zamandır kafamda dolaşan bir soruyu cevaplamak istiyordum: “Yeşil kubbeyi kim yaptı?”
Küçüklüğümden beri merak ettiğim bir şeydi bu. Gittiğim her tarihi mekânda, her taşın, her kubbenin arkasındaki hikâyeyi bilmek isterdim. Ama bugün, bu merakımı sadece bilgi olarak tatmin etmeyecektim. İçimde bir heyecan vardı; bir yolculuğa çıkacaktım, hem şehri hem kendimi keşfetmek için.
Kayseri Sokaklarında
Dışarı çıktım. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken rüzgar yüzüme vuruyor, hafif serin ama ferahlatıcı bir his bırakıyordu. Elimdeki küçük not defterime rastgele cümleler yazıyor, kafamda bir yandan Yeşil Kubbe’nin tarihini, diğer yandan kendi hayatımı tartıyordum.
Bazen insanın içinde binlerce soru birikir, birikmiş biriken duygular gibi. Ben de öyle hissediyordum. Kubbenin hikâyesini araştırırken bir yandan da kendi hayal kırıklıklarımı, umutlarımı, heyecanlarımı anlamaya çalışıyordum. Kim yaptı bu kubbeyi? Sadece bir mimar mı, yoksa içinde hayaller ve dualar taşıyan bir insan mı?
Yeşil Kubbenin Gölgesinde
Ve işte oradaydım. Yeşil Kubbe’nin altındaki avluda durdum. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Taşların soğukluğunu ellerimde hissettim; rüzgar kulaklarımı okşadı. İnsan, böyle bir yapının önünde durunca küçük hissetmiyor, tam tersine bir şeylerin parçası olduğunu anlıyor.
Birden kendimi düşündüm. Ben de tıpkı bu kubbeyi yapanlar gibi bir iz bırakmak istiyorum hayatta, dedim kendi kendime. Ama çoğu zaman yetememekten korkuyorum. Belki de bu yüzden merakım bu kadar yoğun; kim yaptı bu kubbeyi, diye sorarken aslında kendime de soruyorum: “Sen de kendi hayatında neyi inşa ediyorsun?”
Rastgele Karşılaşmalar
Orada birkaç turist vardı, bazıları fotoğraf çekiyor, bazıları sadece sessizce bakıyordu. Ama benim için en önemli an, yaşlı bir adamla kısa bir sohbetti. Bana gülümseyerek, “Biliyor musun, bu kubbe öyle bir ustanın elinden çıktı ki, yıllar sonra bile ruhunu hissediyorsun,” dedi.
Kalbimde bir şey kıpırdadı. İnsan yıllar sonra bile birinin emeğini, sevgisini ve hayallerini hissedebiliyorsa, kendi çabalarının da bir anlamı olmalı, dedim. O an içimde bir umut ışığı yandı; küçük ya da büyük fark etmez, yapılan her şey bir şekilde iz bırakır.
Duyguların İzinde
O gün defterime uzun uzun yazdım. Kubbenin tarihini değil, hissettirdiklerini kaydettim. Hayal kırıklıklarımı, kaygılarımı, umutlarımı… Hepsi sayfalara döküldü. Bir yandan merakımın tatmin olduğunu, bir yandan da kendimle yüzleştiğimi fark ettim.
Hayatta bazen cevaplar önemlidir, bazen de sorular… Ben Yeşil Kubbe’nin kimin tarafından yapıldığını araştırırken, kendi hayatımın sorularını da sordum. Ve cevaplar, beklediğim gibi bir tarih kitabında değil, bu yaşlı taşlarda, bu gökyüzünde ve kendi kalbimdeydi.
Günün Sonu
Güneş yavaşça kaybolurken, Kayseri’nin taş sokakları turuncu bir ışıkla doldu. Elimdeki defteri kapattım ve derin bir nefes aldım. Belki Yeşil Kubbe’yi yapanı tarih kesin olarak söyleyemeyebilir, ama ben onun ruhunu hissettim. Ve belki de bu, bilmekten çok daha değerliydi.
O an anladım ki, insanın merakı, duyguları ve yaşadığı her an, tıpkı o kubbe gibi ölümsüzleşiyor. Kim yaptı, ne zaman yaptı… Önemli olan bu yapının bize ne hissettirdiği. Ve ben, Yeşil Kubbe’nin altında, kendi duygularımı bulduğum için şükrediyordum.
Gece ve Düşler
Eve dönerken yıldızlara baktım. İçimdeki heyecan hâlâ dinmemişti. Gün boyunca hissettiklerim, düşündüklerim, yazdıklarım; hepsi bir birimi oluşturmuştu. Sanki kendi hayatımın küçük bir kubbesini yapmıştım, taş taş hislerle.
O gece yatağıma uzandığımda, defterimi yastığımın altına koydum. Yeşil Kubbe kim yaptı bilmiyorum, ama hissettirdikleriyle beni büyüledi. Ve ben de kendi küçük hayatımda, küçük hayallerimi inşa etmeye devam edeceğim.
Bu hisleri yazmak, paylaşmak, bir şekilde dünyayla buluşturmak… İşte en çok buna ihtiyacım vardı. Ve belki bir gün biri, benim hislerimi okurken kendi duygularını bulur.
—
Bu yazı, hem Kayseri’nin tarihi dokusunu hem de kişisel duygusal yolculuğu birleştiriyor, okuyucunun hem merak hem de duygusal bağ kurmasını sağlıyor.
Puc ekibi olarak “Yeşil kubbeyi kim yaptı” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Şunları da İnceleyin: Yetimhaneye verilen çocuk geri alınır mı ?