İçeriğe geç

Askerde iğne vuruluyor mu ?

Askerde İğne Vuruluyor Mu?

Askerlik… Bir yanda korkular, bir yanda heyecan. Geçen yıl, Kayseri’deydim. Henüz askere gitmemişken kafamda o kadar çok soru vardı ki, bir türlü neyle karşılaşacağımı kestiremiyordum. Bütün arkadaşlarım aynı şekilde korkularını ve beklentilerini benimle paylaşıyordu, ama ben de bir şekilde tüm bu duyguları kafamda birbirine karıştırarak bekliyordum. Askerde iğne vuruluyor mu? diye sormuştu bir arkadaşım, hemen cevabım hazırdı: “Bilmiyorum, ama sanırım her şey olabilir.” İşte o an, her şeyin çok daha farklı olacağını hiç bilemezdim.

Askerde İlk Günler: Heyecan ve Korku Bir Arada

İlk günün sabahında, Kayseri’nin soğuk havası beni karşıladı. Her şey yabancıydı, kıştı ama askerlikte zamanın ne kadar hızlı geçtiğini kimse bana anlatmamıştı. Önceki akşam Kayseri’nin caddelerinde dolaşırken, içimde büyük bir heyecan vardı; hem kendi kendime “Bunu başarabilirim” diyordum, hem de bu dünyadan biraz korkuyordum. Herkesin gözlerinde o “yeni bir hayat başlıyor” parıltısı vardı ama ben o kadar da emin değildim. Kendi kimliğimi kaybetmeye başlayacağım gibi hissediyordum.

Bir sabah, biraz sabırsız ve tedirgin şekilde kışlada sırasını bekleyen askerlerden biriyle göz göze geldim. Gözlerinde bir şeyler vardı, belki korku, belki de tam olarak ne olacağını bilmemek. O an aklıma, o eski sorum takıldı: Askerde iğne vuruluyor mu? Belki çok basit bir soru gibi görünüyor ama o anki halimle sanki her şeyin cevabı gibi geliyordu. Sonra o an geldi, ilk iğne zamanı.

İlk İğne Deneyimi: Şüphe ve Acı

Yaralı bir şekilde kafamda dönüp duran sorularımın arasında, o iğne hep vardı. İğne vuruluyor mu? Askerde bana iğne yapacaklar mıydı? Belki de her şeyin başladığı yer burasıydı; bir anlık heyecan, bir anlık kaygı.

O gün geldi. İlk iğne günüydü. Sabaha kadar uykusuz kalmıştım, ne olacak diye düşünerek… Yataktan kalkıp odadan çıktım, kulübelerden ve kışladan sesler yükseliyordu. Bir yanda askerlerin bağırışmaları, diğer yanda ise nöbetçilerin sıkıcı sesi. Sonra bir anda o an geldi: hemşire, sert ve soğuk bir şekilde adımı okudu. “Hadi, sıramız geldi, iğne zamanı,” dedi.

O an kalbim hızla atmaya başladı. Sanki bir filmi izliyormuş gibi oluyordum. Yavaşça ilerledim, en öndeki sırada oturup, bekleyen askerlerden birinin gözlerinden korku fışkırıyordu. Ne bekliyorduk, bir iğne… O kadar basit bir şey değil mi? Ama o an, kalbimde tüm bu kaygılar, korkular ve belirsizlik bir anda birleşti. Hem iğneden korkuyordum, hem de bu yeni hayatın başlangıcından. Korku ve heyecan birbirine karışmıştı.

O An, Yavaşça Geçen Zaman

Bir yanda hemşire, diğer yanda kışlaya yeni adım atan diğer askerler. O anda, gözlerim daha fazla odaklandı. İğne, hayatıma yeni bir başlangıcın simgesi olabilirdi, belki de bu anı unutmayacaktım. Her şey nasıl değişecekti? O kadar kısa bir sürede bir şeyleri kaybetmek ya da yeni bir başlangıç yapmak arasında gidip geldim. Bir saniyede iğne vurdular. Bütün duygularım karışmıştı.

Gözlerim biraz daha bulanıklaşırken, acı kısa bir süreliğine geçip gitmişti. Ama o anın etkisi, bambaşka bir şekilde kalacaktı. Hem şüpheyle bakıyordum, hem de sonunda bir şekilde “iğne ne ki, zaten yapacak bir şey yok” diye düşündüm. Her şeyin sonunda bir şekilde geride kalacak, yeni bir yol başlayacak gibiydi. Bu, askerdeki ilk şokumdu.

Sonraki Günlerde: Değişim ve Umut

Askerde geçirdiğim o birkaç haftadan sonra fark ettim ki, aslında iğneler sadece bedene vurulan bir şey değilmiş. Askerlik, kendi içimdeki korkuları, kaygıları, belirsizlikleri kabullenmeme yardımcı oldu. Askerde bir yanda “iğne vuruluyor mu?” sorusu vardı, ama bir diğer tarafta “Bu hayatın her şeyini kabullenmek” vardı. İğneler, korkular, belirsizlikler… Hepsi geçiyor, hepsi bir şekilde unutuluyor.

Birkaç hafta sonra, o iğnelerin bana bir şeyler öğrettiğini fark ettim. Belki de askerlik, bedensel acılardan çok ruhsal bir yolculuktu. O kadar çok şey öğreniyorsunuz ki, bir şeylerin gelip geçici olduğunu, insanın aslında ne kadar güçlü olduğunu kabulleniyorsunuz. Geriye dönüp bakınca, o “iğne vuruluyor mu?” sorusunun, aslında hayatta her şeyin olduğu gibi sadece bir geçiş noktası olduğunu düşünüyorum.

Sonuç: Hayatta Her Şey Geçici

Bugün, o iğnenin bana kattığı şeyler hakkında düşünüyorum. Belki de asıl ders, her şeyin geçici olduğu gerçeğiydi. O gün, o an ne kadar korkmuş ve kaygı duymuş olsam da, aslında zamanla her şeyin yerine oturduğunu ve hayatın her geçen gün biraz daha anlaşılır hale geldiğini fark ettim. Bugün geriye bakınca, o iğnelerin korkusunu aşmış, hayata daha olumlu bir bakış açısıyla yaklaşabilmişim.

Askerde iğne vuruluyor muydu? Evet, vuruluyor. Ama önemli olan, o anın ve korkunun geçici olduğunu fark edebilmekti. Hayatta ne kadar zorlayıcı olursa olsun, her şey bir şekilde geçiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet güncel giriş adresivdcasino güncel girişbetexper giriş